Bir anonim şirketin pay sahibi, katıldığı genel kurul toplantısında sermaye artırımı kararına muhalif kalmış ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmiştir. Aradan birkaç ay geçtikten sonra, kararın fiilen uygulanmaya başladığını, hatta toplantı çağrısının usulüne uygun yapılıp yapılmadığının bile tartışmalı olduğunu fark eder. Bu noktada akla gelen soru nettir: Bir genel kurul kararı, alındıktan sonra hâlâ hukuken sorgulanabilir mi? Türk Ticaret Kanunu, tam olarak bu ihtimal için anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davası adında özel bir dava türü öngörmüştür.
TTK m.445: İptal Davasının Hukuki Temeli
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesi, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabileceğini düzenler. Buradaki aykırılık yalnızca açık bir kanun hükmünün ihlali ile sınırlı değildir; genel kurulda alınan bir kararın, esas sözleşmede öngörülen usul ve esaslara uymaması ya da dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacak biçimde bir kısım pay sahibinin aleyhine sonuç doğurması da iptal sebebi oluşturabilir. Madde, davanın karar tarihinden itibaren belirli bir süre içinde açılması gerektiğini de öngörerek, şirketin işleyişindeki belirsizliğin uzun süre devam etmesinin önüne geçmeyi amaçlamıştır.
TTK m.446: Davacı Sıfatı ve Muhalefet Şerhinin Rolü
İptal davasını herkes açamaz; TTK m.446, davacı sıfatını taşıyan kişileri sınırlı biçimde belirlemiştir. Toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri, davacı sıfatına sahiptir. Bunun yanında, toplantıya katılıp katılmadığına bakılmaksızın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini veya genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin oy kullandığını ileri süren pay sahipleri de dava açabilir. Yönetim kurulu ile birlikte, kararın yerine getirilmesi kendileri için kişisel sorumluluk doğuracak yönetim kurulu üyeleri de bu davayı açabilecek kişiler arasında sayılmıştır. Muhalefet şerhinin tutanağa usulüne uygun geçirilmesi, bu noktada sıradan bir formalite değil, davacı sıfatının temel dayanaklarından biridir.
TTK m.447: Butlan Halleri ve İptal Edilebilirlikten Farkı
Her hukuka aykırılık aynı ağırlıkta değerlendirilmez. TTK m.447, genel kurul kararlarının kesin hükümsüz, yani batıl sayılacağı halleri ayrıca düzenler. Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy kullanma ya da dava açma gibi kanundan doğan vazgeçilemez haklarını ortadan kaldıran veya sınırlayan kararlar, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verdiği ölçünün dışında kısıtlayan kararlar ile anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması ilkesine aykırı düşen kararlar bu kapsamdadır. İptal edilebilir kararlardan farklı olarak butlanla malul bir karar, herhangi bir süreye bağlı olmaksızın ve menfaati bulunan herkes tarafından ileri sürülebilir; bu ayrımın doğru yapılması, davanın hangi zeminde açılacağını doğrudan belirler.
TTK m.448: Dava Açma Süresi, İlan ve Teminat
Kanun, iptal davasının açılmasını karar tarihinden itibaren üç aylık bir süreyle sınırlamıştır ve bu süre hak düşürücü niteliktedir. TTK m.448 uyarınca yönetim kurulu, iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun şekilde ilan etmekle yükümlüdür; ayrıca üç aylık hak düşürücü sürenin dolmasından önce duruşmaya başlanamaz. Aynı madde, mahkemeye, şirketin talebi üzerine davacılardan olası zararlara karşı teminat gösterilmesini isteme yetkisi de tanır. Bu düzenleme, hem davalı şirketin savunma hakkını güvence altına almakta hem de aynı karara karşı açılmış birden fazla davanın birlikte görülebilmesine imkân tanımaktadır.
TTK m.449 ve m.450: Yürütmenin Durdurulması ve Kararın Kesinleşmesinin Etkisi
Dava süreci boyunca kararın uygulanmaya devam etmesi, bazı durumlarda telafisi güç sonuçlar doğurabilir. TTK m.449, iptal veya butlan davası açıldığında mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini öngörür. Davanın sonunda verilen ve kesinleşen iptal veya butlan kararı ise TTK m.450 gereğince bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder; yani dava tarafı olmayan pay sahipleri de bu kararın sonuçlarına tabi olur. Kesinleşen mahkeme kararının bir örneğinin ticaret siciline tescil ettirilmesi ve şirketin internet sitesinde ilan edilmesi de yönetim kurulunun yükümlülükleri arasındadır.
TTK m.451: Kötüniyetle Dava Açılmasının Sonuçları
Kanun, bu dava türünün şirket işleyişini engellemek amacıyla kötüye kullanılmasına karşı da bir denge kurmuştur. TTK m.451’e göre, genel kurul kararına karşı kötüniyetle iptal veya butlan davası açıldığının anlaşılması halinde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumlu tutulur. Bu hüküm, davacıların haklarını kullanırken gerçek bir hukuki menfaate dayanmaları gerektiğini, aksi halde sorumluluğun kendilerine yönelebileceğini hatırlatan önemli bir denge unsurudur.
Genel kurul kararlarının iptali davası, aslında anonim şirketler hukukunun temel gerilim noktalarından birini yansıtır: bir yandan azınlıkta kalan pay sahibinin sesinin duyulması, öte yandan şirketin aldığı kararların istikrarlı biçimde uygulanabilmesi. Sürenin kısalığı, davacı sıfatının sınırlı tutulması ve kötüniyetli davalara karşı öngörülen sorumluluk, bu iki değeri aynı anda gözeten bir denge arayışının izlerini taşır. Somut bir genel kurul kararının hangi kategoriye gireceği, muhalefet şerhinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı ve sürelerin nasıl hesaplanacağı gibi sorular ise her olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken meselelerdir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek almanızı öneririz.


Bir Cevap Yazın