İki kişilik bir yazılım şirketinde ortaklardan biri, uzun yıllardır birlikte proje yürüttüğü bir arkadaşına payının bir bölümünü devretmeye karar verir. Bir öğleden sonra oturup birkaç sayfalık bir sözleşme kaleme alırlar, altını imzalarlar ve meseleyi kapanmış sayarlar. Aylar sonra şirket bir banka kredisi için evrak hazırlarken bu devrin ticaret sicilinde hiç görünmediği, hatta ortaklar genel kurulunun konudan haberi bile olmadığı ortaya çıkar. Limited şirkette esas sermaye payının devri, günlük hayatta oldukça sık karşılaşılan ama kanunun şekil şartları bakımından bilinenden çok daha sıkı düzenlediği bir işlemdir; bu şartlardan birinin eksik kalması, tarafların iyi niyetinden bağımsız olarak devri sakatlayabilir.
Yazılı Şekil ve Noter Onayı Zorunluluğu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesinin birinci fıkrası, esas sermaye payının devrini ve devir borcu doğuran işlemleri yazılı şekle bağlar ve tarafların imzalarının noterce onaylanmasını arar. Burada kastedilen, iki tarafın kendi aralarında imzaladığı sıradan bir kağıt değil, noter huzurunda düzenlenen ya da imzaları noter tarafından onaylanan bir belgedir. Uygulamada devir vaadi sözleşmesi ile asıl devir işleminin karıştırılması sık görülen bir hatadır; kanun her iki işlem için de aynı şekil şartını öngördüğünden, sadece devir sözleşmesinin değil devir borcunu doğuran ön anlaşmanın da noter huzurunda yapılması gerekir.
Genel Kurulun Onayı ve Zımni Onay Mekanizması
Şeklen usulüne uygun kurulan bir devir sözleşmesi dahi tek başına yeterli değildir. TTK m. 595/2 hükmü, şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme bulunmadıkça esas sermaye payının devrinin ortaklar genel kuruluna onaylatılmasını şart koşar; devir, ancak bu onayla birlikte hüküm ifade eder. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre genel kurul, şirket sözleşmesi farklı bir hüküm içermiyorsa onay talebini sebep göstermeksizin reddedebilir. Kanun koyucu bu ret yetkisini süresiz bırakmamış, yedinci fıkrada genel kurulun başvurudan itibaren üç ay içinde açıkça reddetmemesi hâlinde onayın verilmiş sayılacağını belirterek bir tür zımni onay mekanizması kurmuştur.
Devir Yasağı ve Ortağın Haklı Sebeple Çıkma Hakkı
Limited şirketin kişisel unsurları ön planda tutan yapısı, m. 595/4 ve devamındaki hükümlerde de kendini gösterir. Şirket sözleşmesiyle esas sermaye payının devri tamamen yasaklanabilir; böyle bir yasak varsa ya da genel kurul onayı reddederse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı m. 595/5 uyarınca saklı tutulur. Ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü taşıyan paylarda ise altıncı fıkra ayrı bir güvence getirir: devralanın ödeme gücü şüpheli görülüyor ve istenen teminat verilmemişse, genel kurul onayı bu gerekçeyle reddedebilir. Bu düzenlemeler, payın serbestçe el değiştirebileceği anonim şirket paylarının aksine, limited şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisinin korunmak istendiğini gösterir.
Miras, Mal Rejimi ve İcra Yoluyla Geçiş
Devrin her zaman iradi bir işlem olması gerekmez. TTK m. 596, esas sermaye payının miras yoluyla, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler çerçevesinde ya da cebri icra yoluyla el değiştirdiği durumları ayrıca düzenler. Bu hâllerde payla ilgili tüm hak ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın payı iktisap eden kişiye geçer. Ancak şirkete tanınan bir denge unsuru vardır: şirket, üç ay içinde bu kişiyi reddedebilir, fakat bu ret kararını payın gerçek değerini ödemeyi ve payı başka bir alıcıya önermeyi taahhüt ederek verebilir. Aynı maddenin son fıkrası burada da üç aylık süre içinde açık ve yazılı bir ret bulunmazsa geçişin onaylanmış sayılacağını hükme bağlar.
Pay Defterine Kayıt ve Ticaret Siciline Tescil
Devir süreci, genel kurul onayıyla sona ermez; TTK m. 594 uyarınca şirketin tuttuğu pay defterine işlenmesi ve ardından ticaret siciline tescil edilmesi gerekir. m. 598, esas sermaye paylarındaki geçişlerin tesciline ilişkin başvurunun şirket müdürleri tarafından yapılmasını öngörür; başvuru gecikirse ilgili kişi otuz gün içinde sicildeki kaydın düzeltilmesini talep edebilir. Tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan, devrin geçerliliğinden çok üçüncü kişilere karşı açıklık kazanmasıyla ve sicil kaydına güvenerek işlem yapan iyi niyetli kişilerin korunmasıyla ilgilidir; ama bu son adımın atlanması, şirketin gündelik işleyişinde -ortaklık yapısını gösteren belgeler istendiğinde ya da yeni bir işlem yapılmak istendiğinde- ciddi tıkanıklıklara yol açabilir.
Baştaki örnekte olduğu gibi, tarafların niyeti ne kadar samimi olursa olsun, limited şirkette pay devri tek bir imzayla tamamlanan bir işlem değil, birbirini izlemesi gereken birkaç aşamadan oluşan bir süreçtir. Noter onaylı sözleşme, genel kurul onayı, pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil basamaklarından herhangi biri atlandığında, devrin sadece şeklen eksik kalması değil, ortaklar ve üçüncü kişiler arasında kim ortak sayılır sorusunun belirsizleşmesi riski doğar. Bu basamakların her birinin somut olayda nasıl işleyeceği, şirket sözleşmesinin içeriğine ve tarafların özel durumuna göre değişebildiğinden, sürecin baştan doğru kurgulanması önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek almanızı öneririz.


Bir Cevap Yazın