Bir kişinin adını ve soyadını arama motoruna yazdığında karşısına çıkan sonuçlar, çoğu zaman o kişinin bugünkü hayatıyla artık hiçbir bağlantısı kalmamış bir geçmişe aittir. On yıl önce hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan bir soruşturma haberi, gençlik yıllarında katıldığı bir forum tartışması ya da faaliyetine son vermiş bir şirketteki eski ortaklık kaydı, arama sonuçlarının en üst sıralarında görünmeye devam edebilir. İçeriğin kendisi doğru olsa bile, zamanla güncelliğini yitirmiş ve kişinin bugünkü kimliğiyle orantısız bir görünürlük kazanmış olabilir. İşte tam bu noktada, kişinin geçmişiyle bugünkü toplumsal kimliği arasındaki ilişkiyi yeniden düzenleme imkânı tanıyan unutulma hakkı devreye girmektedir.
Unutulma Hakkının Hukuki Kökeni: Anayasa Mahkemesi’nin N.B.B. Kararı
Türk hukukunda unutulma hakkının kurucu metni, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun N.B.B. başvurusu üzerine verdiği, Başvuru No: 2013/5653 sayılı ve 03.03.2016 tarihli kararıdır. Mahkeme bu kararında, bir kişi hakkında geçmişte yayımlanmış doğru bir haberin dahi, zamanla kişinin özel hayatına saygı hakkını (Anayasa m.20) ihlal edecek boyutta bir müdahaleye dönüşebileceğini kabul etmiştir. Kararın temelinde, geçmişte yaşanmış bir olayın günümüzde de sınırsız biçimde erişilebilir kalmasının, kişinin toplumsal hayatta yeniden inşa etme ve kendini geliştirme imkânını zedeleyebileceği değerlendirmesi yer alır. Mahkeme, unutulma hakkının mutlak bir hak olmadığını, ifade özgürlüğü ve kamunun bilgi edinme menfaati ile somut olay bazında tartılması gerektiğini de aynı kararda vurgulamıştır. Bu denge arayışı, sonraki tüm idari ve yargısal değerlendirmelerin çıkış noktasını oluşturmuştur.
6698 Sayılı Kanun Çerçevesinde Arama Sonuçlarının Kişisel Veri Niteliği
Unutulma hakkı, anayasal zeminin ötesinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu içinde de somut bir dayanak bulur. Kanunun m.3 hükmünde yapılan kişisel veri tanımı geniş tutulmuş olup, bir kişinin adı ve soyadıyla ilişkilendirilebilen her türlü bilgi bu kapsamda değerlendirilir; dolayısıyla arama motoru sonuçlarında görünen bağlantılar da kişisel veri işleme faaliyetinin bir sonucu sayılır. Arama motoru işleticisinin, kullanıcı sorgularına göre indeksleme ve sıralama yapması, kanundaki veri sorumlusu sıfatını doğurur. Kanunun m.7 hükmü ise, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerektiğini düzenler. Arama sonucundan içeriğin indeksten çıkarılması talebi, teknik olarak bu maddedeki yok etme yükümlülüğünün bir görünümü olarak okunmaktadır; içeriğin kaynağındaki sayfa silinmeden yalnızca arama sonuçlarındaki erişilebilirliği ortadan kaldırılabilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Belirlediği Değerlendirme Ölçütleri
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı kararıyla, kişilerin adı ve soyadıyla yapılan aramalarda çıkan sonuçların indeksten çıkarılması taleplerinin nasıl değerlendirileceğine dair yaklaşık on üç ölçüt ortaya koymuştur. Bu ölçütler arasında başvuru sahibinin kamuya mal olmuş bir kişi olup olmadığı, içeriğin çocuklara ilişkin veri barındırıp barındırmadığı, bilginin doğruluğu ve güncelliği, içeriğin kişinin mesleki hayatıyla bağlantısı, içeriğin ceza yargılamasına konu olup olmadığı, bilginin kişiye yönelik bir risk oluşturup oluşturmadığı, içeriğin gazetecilik faaliyeti kapsamında yayımlanıp yayımlanmadığı ve söz konusu bilginin kişinin kendisi tarafından kamuya açıklanıp açıklanmadığı gibi hususlar yer almaktadır. Kurul, bu ölçütlerin her başvuruda tek tek ve birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, unutulma hakkının istisnai nitelikte bir hak olduğunu ve indeksten çıkarmanın içeriğin kaynağından tamamen silinmesi anlamına gelmediğini de ayrıca belirtmiştir. Bir başka deyişle, bir habere doğrudan siteden erişim devam edebilirken, yalnızca ad-soyad araması sonucundaki görünürlük sınırlandırılabilmektedir.
Başvuru Yolu: Veri Sorumlusuna Başvuru ve Kurul’a Şikâyet
Unutulma hakkı kapsamındaki bir talep, m.13 ve m.14 çerçevesinde iki aşamalı bir usule tabidir. İlgili kişi, m.11 hükmünde tanınan haklardan hareketle önce arama motoru işleticisine veya ilgili veri sorumlusuna yazılı biçimde başvurarak belirli bir ad-soyad araması sonucunda çıkan bağlantının indeksten çıkarılmasını talep eder; veri sorumlusu bu başvuruyu m.13 uyarınca en geç otuz gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Başvurunun reddedilmesi, yetersiz bulunması veya süresinde yanıtlanmaması hâlinde, ilgili kişi m.14 hükmüne dayanarak Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilir. Kurul’a başvuru için kanunda öngörülen otuz günlük ve altmış günlük süreler dikkatle takip edilmelidir; aksi hâlde şikâyetin süre yönünden incelenmeksizin reddedilmesi söz konusu olabilir. Kurul, şikâyeti 2020/481 kararındaki ölçütler ışığında inceleyerek talebi kabul veya reddedebilir; kararın idari niteliği, ilgili kişinin ayrıca kişilik haklarının korunması amacıyla genel hükümler çerçevesinde adli yargıya başvurma imkânını ortadan kaldırmaz.
Dengeleme Testinin Somut Uygulaması: 2020/927 Sayılı Karar
Kurul’un 08/12/2020 tarihli ve 2020/927 sayılı Karar Özeti, 2020/481 kararındaki ölçütlerin somut bir uyuşmazlıkta nasıl uygulandığını göstermesi bakımından öğreticidir. Bir akademisyenin, yakınının işe alınma sürecindeki usulsüzlük iddialarını konu alan haberlerin adı ve soyadıyla yapılan aramalarda çıkmaya devam etmesi üzerine indeksten çıkarma talebinde bulunduğu başvuruda Kurul, haberlerin başvurucunun meslek hayatıyla doğrudan bağlantılı olduğunu, göreli olarak güncel sayılabilecek bir tarihe ait bulunduğunu, gazetecilik faaliyeti kapsamında üretildiğini ve kişiye yönelik somut bir risk oluşturduğuna dair yeterli emare bulunmadığını tespit ederek talebi reddetmiştir. Kurul ayrıca, haberin içeriğinin doğruluğuna ilişkin itirazların kişisel verilerin korunması mevzuatı yerine genel hükümler çerçevesinde ayrı bir hukuki yol üzerinden ileri sürülmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bu karar, unutulma hakkının otomatik bir kaldırma mekanizması olmadığını, her başvurunun kendi somut koşulları içinde ve kamu yararıyla bireysel menfaat arasındaki dengeye göre değerlendirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Unutulma hakkı, dijitalleşmenin hafızayı kalıcı hâle getirdiği bir ortamda, bireyin geçmişiyle kurduğu ilişkiyi yeniden düzenleyebilmesine imkân tanıyan istisnai ve dengeye dayalı bir mekanizmadır. Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği çerçeve ile Kurul’un geliştirdiği ölçütler birlikte okunduğunda, bu hakkın ne içeriğin var olduğu gerçeğini ortadan kaldırdığı ne de ifade özgürlüğünü ve kamunun bilgi edinme menfaatini bertaraf ettiği görülür; hak, yalnızca belirli koşullar altında bir içeriğin ad-soyad araması sonucundaki orantısız görünürlüğünü sınırlamayı amaçlar. Her başvurunun kendine özgü olgusal zemini, hangi ölçütlerin öne çıkacağını ve sonucun ne yönde şekilleneceğini belirler; bu nedenle unutulma hakkı, standart bir formülden çok, somut olayın bütün unsurlarının birlikte değerlendirildiği bir tartma sürecidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek almanızı öneririz.


Bir Cevap Yazın