Bir yazılım girişiminin İrlandalı kurucusu, İstanbul’da yerleşik bir ekip kurmaya karar verdiğinde önce basit bir soru sorar: Türkiye’de yabancı sermayeli bir şirket kurmak, kendi ülkesindeki kadar mı zor? Cevap, çoğu zaman beklediğinden daha az karmaşıktır; ama sürecin hangi kanunlara dayandığını ve hangi adımların hangi sırayla atılması gerektiğini bilmek, işin başında zaman kaybını önler.
Eşit Muamele İlkesi: 4875 Sayılı Kanunun Sağladığı Güvence
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Türkiye’de yabancı sermayeli şirket kurmanın hukuki zeminini oluşturur. Kanunun 3. maddesinin (a) bendi, yabancı yatırımcıların Türkiye’de doğrudan yatırım yapmakta serbest olduğunu ve yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi tutulacağını düzenler; bu, yabancı bir gerçek veya tüzel kişinin şirket kurarken önceden izin almak zorunda olmadığı, yerli yatırımcıdan farklı bir onay sürecine tabi tutulamayacağı anlamına gelir. Kanunun 2. maddesi yabancı yatırımcıyı, Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek kişiler ile yurt dışında kurulmuş tüzel kişiler ve uluslararası kuruluşlar olarak tanımlar; 3. maddenin diğer bentleri ise kamulaştırma güvencesini, kâr ve temettülerin bankalar aracılığıyla serbestçe yurt dışına transfer edilebilmesini ve ayni sermaye değerlemesinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılmasını hükme bağlar. Bu çerçeve, yabancı yatırımcının şirket kurarken hangi kanunlara tabi olacağını belirlemenin ilk basamağıdır.
Şirket Türünün Seçimi ve Asgari Sermaye
Türkiye’de en sık tercih edilen şirket türleri anonim şirket ve limited şirkettir; her ikisi de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenir. Limited şirket, Kanunun 573. maddesi uyarınca tek bir ortakla dahi kurulabilir; 574. madde ortak sayısını elliyle sınırlar. Anonim şirkette asgari sermaye tutarı, Cumhurbaşkanının 25 Kasım 2023 tarihli ve 7887 sayılı Kararı ile 1 Ocak 2024’ten itibaren 250.000 TL’ye yükseltilmiştir; limited şirket için bu tutar aynı Kararla 50.000 TL olarak belirlenmiştir. Hangi türün seçileceği, yatırımın büyüklüğü, ortak sayısı beklentisi ve yönetim yapısına ilişkin tercihlerle doğrudan ilgilidir; halka açılma planı olan yatırımcılar için anonim şirket yapısı genellikle daha uygun bir çerçeve sunarken, daha sınırlı sayıda ortakla yürütülecek işletmelerde limited şirket yapısı tercih edilebilir.
Şirket Sözleşmesi ve MERSİS Üzerinden Tescil
Limited şirket için şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucuların imzalarının noterce onaylanması TTK’nın 575. maddesinde öngörülür; sözleşmede şirketin ticaret unvanı, merkezi, işletme konusu, sermaye tutarı ve esas sermaye payları ile müdürlerin kimliği gibi unsurların yer alması gerekir. Kuruluş işlemleri bugün büyük ölçüde Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden yürütülür; bu sistem 2010 yılında Bilgi Toplumu Stratejisi kapsamındaki iki ayrı projenin birleştirilmesiyle oluşturulmuş, 7099 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerle güçlendirilmiş ve 1 Ocak 2015 itibarıyla Türkiye genelindeki tüm ticaret sicili müdürlüklerinde uygulamaya konmuştur. MERSİS üzerinden şirket sözleşmesi elektronik ortamda hazırlanır, vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu ile veri paylaşımı otomatik olarak gerçekleşir ve tescil işlemleri TTK’nın 586. maddesinde belirtilen ticaret sicili müdürlüğü nezdinde tamamlanır. Yabancı ortaklar açısından önemli bir husus, kurucu gerçek kişinin pasaport bilgilerinin noter onaylı tercümesinin ve tüzel kişi ortak söz konusuysa merkezin bulunduğu ülkedeki yetkili makamlardan alınacak faaliyet belgesinin sisteme yüklenmesi gerekliliğidir.
Yabancı Ortak ve Yöneticilerin Çalışma İzni Boyutu
Şirket kurulduktan sonra, yabancı ortağın veya atanan yöneticinin fiilen Türkiye’de çalışması planlanıyorsa, bu husus 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir. Anılan Kanun, 27. maddesinin yedinci fıkrasıyla eski 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’u yürürlükten kaldırmış ve 13 Ağustos 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 6 ila 10. maddeleri çalışma izninin türlerini, başvuru usulünü ve süresini düzenlerken, 11. maddesi belirli niteliklere sahip yabancılara tanınan Turkuaz Kart uygulamasını, 13. maddesi ise çalışma izni muafiyeti hâllerini hükme bağlar. Bir şirketin kurucu ortağı olmak başlı başına çalışma izni gerektirmez; ancak o kişi şirket adına fiilen yönetici sıfatıyla çalışacaksa veya şirket bünyesinde ücretli bir görev üstlenecekse, ayrı bir çalışma izni başvurusu gündeme gelir.
Sermaye Taahhüdü ve Kuruluş Sonrası Yükümlülükler
Kuruluş aşaması tamamlandıktan sonra da yabancı sermayeli şirketlerin dikkat etmesi gereken hususlar sürer. TTK’nın 585. maddesi limited şirketin kurulma anını düzenler; kurucuların şirket sözleşmesinde sermayenin tamamını ödemeyi kayıtsız şartsız taahhüt etmeleri ve imzalarının noterce onaylanması veya ticaret sicili müdürü ya da yardımcısı huzurunda atılması gerekir, esas sermaye paylarının fiilen ne zaman ödeneceği ise şirket sözleşmesinde belirlenir. Anonim şirkette bu konu daha katı bir kurala bağlanmıştır: 344. madde, nakden taahhüt edilen payların en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmiş olmasını, kalan kısmının ise tescili izleyen yirmi dört ay içinde tamamlanmasını şart koşar. Ayrıca 4875 sayılı Kanunun 3. maddesinin (c) bendi uyarınca, yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları şirketler üzerinden edindikleri net kâr, temettü, satış ve tasfiye bedelleri ile lisans, yönetim ve benzeri anlaşmalar karşılığında ödenecek meblağların bankalar veya özel finans kuruluşları aracılığıyla yurt dışına transferi serbesttir. Bu düzenlemeler, kuruluş sürecinin yalnızca ilk tescilden ibaret olmadığını, şirketin faaliyete geçtikten sonraki mali işleyişinin de belirli hukuki çerçevelere tabi olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de şirket kurmak isteyen bir yabancı yatırımcı için sürecin kendisi, çoğu zaman tahmin edilenden daha öngörülebilir bir hukuki zemine oturur; eşit muamele ilkesi, dijitalleşmiş tescil sistemi ve net asgari sermaye kuralları işin teknik kısmını görece basitleştirir. Buna karşılık, şirket türünün seçiminden sözleşme metninin hazırlanmasına, ortakların çalışma izni statüsünden sermaye taahhütlerinin yerine getirilmesine kadar her adımın somut yatırım yapısına göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir; sürecin genel çerçevesini bilmek, her yatırımın kendine özgü ayrıntılarının gözden kaçırılmaması gerektiği gerçeğini değiştirmez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda bir avukattan hukuki destek almanızı öneririz.


Bir Cevap Yazın